Cinsel sağlıkla ilgili konuşmalar çoğu zaman fısıltıyla yapılır. Bazı konular hiç açılmaz, bazıları ise kulaktan dolma bilgilerle şekillenir. Toplumda yerleşmiş bu düşünceler, zamanla “doğruymuş” gibi kabul edilir. Oysa pek çoğu gerçeği yansıtmaz ve kişilerin kendileriyle ilgili yanlış yargılara varmasına neden olur.
Bu
yanılgıların en büyük zararı, insanların yaşadıklarını normal mi yoksa sorun mu
olduğunu ayırt edememesidir. Sessizlik arttıkça yanlış bilgi güçlenir.
“Herkes Aynı Şekilde Yaşar” Yanılgısı
Toplumda en
yaygın inanışlardan biri, cinsel sağlığın herkes için benzer olduğu
düşüncesidir. Oysa bu alan son derece bireyseldir. Yaş, stres düzeyi, ilişki
yapısı, psikolojik durum ve yaşam alışkanlıkları gibi pek çok faktör devreye
girer.
Bir başkası
için normal olan bir durum, senin için farklı hissedilebilir. Bu fark, bir
sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak kıyaslama yapıldığında, kişi kendini
gereksiz yere sorgulamaya başlar.
Bu noktada cinsel sağlıkta doğru bilgi, kıyaslamanın önüne geçer.
“Konuşulmuyorsa Yoktur” Algısı
Bazı
konuların az konuşulması, onların az yaşandığı anlamına gelmez. Tam tersine,
konuşulmayan alanlar genellikle en yaygın olanlardır. Cinsel sağlık da bu
başlıkların başında gelir.
Toplumda
“ayıp”, “özel” ya da “kişisel” olarak etiketlenen konular, zamanla bastırılır.
Bu bastırma hali, kişilerin yalnız hissetmesine yol açar. Oysa benzer
deneyimleri yaşayan pek çok insan vardır; sadece dile getirilmez.
Sessizlik,
yanlış bilgilerin sorgulanmadan kabul edilmesine zemin hazırlar.
“Sorun Varsa Mutlaka Büyük Bir Şeydir” Düşüncesi
Bir diğer
yaygın yanılgı, yaşanan her değişimin ciddi bir problem olduğu fikridir. Oysa
cinsel sağlık sabit bir çizgi değildir. Dönemsel değişimler son derece
doğaldır. Yoğun bir dönem, stres, yorgunluk ya da duygusal dalgalanmalar geçici
etkiler yaratabilir.
Bu tür
durumları hemen “bir şeyler yanlış” şeklinde yorumlamak, kaygıyı artırır. Kaygı
arttıkça sorun daha belirgin hale gelir. Yani sorun bazen kendisinden çok, ona
yüklenen anlamdan büyür.
Toplumsal Roller ve Beklentiler
Toplum,
bireylere farkında olmadan roller yükler. Nasıl davranılması gerektiği, neyin
“normal” olduğu, neyin “ayıp” sayıldığı bu rollerle şekillenir. Cinsel sağlık
da bu beklentilerden nasibini alır.
Bu
beklentiler, özellikle kişinin kendine karşı sert olmasına neden olabilir.
“Böyle hissetmemeliyim” ya da “her zaman böyle olmalı” gibi düşünceler, doğal
akışı bozar. Oysa insan bedeni ve zihni her zaman aynı tepkiyi vermez.
Bu tür
kalıplar, bireysel farkları görmezden gelir.
Yanılgıların Psikolojik Etkisi
Yanlış
inanışlar sadece bilgi düzeyinde kalmaz, duygusal etki de yaratır. Utanç,
suçluluk ya da yetersizlik hissi bu yanılgıların en sık görülen sonuçlarıdır.
Kişi yaşadığı durumu paylaşmaktan kaçındıkça, bu duygular daha da güçlenir.
Oysa
sağlıklı bir yaklaşım, bu duyguların kaynağını sorgulamayı gerektirir. “Bu
gerçekten benim sorunum mu, yoksa bana öğretilmiş bir beklenti mi?” sorusu
burada önemlidir.
Bu
farkındalık, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de dönüştürür.
Medya ve Abartılı Anlatımların Rolü
Medya,
cinsel sağlık algısını şekillendiren güçlü bir araçtır. Abartılı hikâyeler,
kusursuz senaryolar ve tek tip anlatımlar, gerçekçi olmayan beklentiler oluşturur.
Bu beklentiler, günlük hayatla örtüşmediğinde hayal kırıklığı yaratır.
Gerçek
yaşam, çoğu zaman daha sade ve değişkendir. Her gün aynı hissetmek ya da aynı
tepkiyi vermek zorunda değildir. Bu farkı görmek, kişinin üzerindeki baskıyı
azaltır.
Yanılgılardan Uzaklaşmak Mümkün mü?
Tamamen
uzaklaşmak zor olabilir ama sorgulamak mümkündür. Bir düşüncenin nereden
geldiğini, gerçekten sana ait olup olmadığını fark etmek önemli bir adımdır.
Her duyulan bilginin doğru olmadığını kabul etmek, özgürleştirici olabilir.
Bu noktada bilgilendirici cinsel içerikler, kişiye güvenli bir zemin sunar.
Yargılamayan, yönlendirmeyen ama düşündüren içerikler, toplumsal kalıpların
etkisini azaltır.
Kendi Deneyimini Merkeze Almak
Toplumsal
yanılgılar genellikle genelleme yapar. Oysa bireysel deneyim, bu genellemelerin
dışında kalabilir. Kendi hislerini, sınırlarını ve ihtiyaçlarını merkeze almak,
sağlıklı bir yaklaşımın temelidir.
Bu,
başkalarının deneyimlerini yok saymak anlamına gelmez. Sadece kendi yolunu
başkalarının kalıplarıyla çizmemeyi ifade eder.
Bilgi, Sessizliği Kıran En Güçlü Araçtır
Yanılgıların
karşısındaki en güçlü şey bilgidir. Ama bu bilgi; korkutan, utandıran ya da
zorlayan bir bilgi değil. Sade, anlaşılır ve insana alan tanıyan bir bilgi.
Cinsel
sağlık konusunda doğru içeriklerle karşılaşmak, kişinin kendini daha rahat
ifade etmesini sağlar. Bu da uzun vadede hem bireysel hem toplumsal düzeyde
daha sağlıklı bir bakış açısı oluşturur.
